13211
4/07/2014, 14:29

NASA Uzay Üssünden Astronot Richard Linnehan: "Don't Panic""

Yavuz ATALAY / Özel Röportaj
info@yavuzatalay.net
www.yavuzatalay.net
www.twitter.com/_yavuzatalay
 
Uzay bilimine çok fazla meraklı olmama rağmen, bir astronot ile röportaj yapmayı hiç düşünmemiştim. Richard’ın İzmir’e geleceğini öğrenince; nasıl olur da bir astronot ile röportaj yapmaya çalışmadım bunca zaman, diye kendime sitem ettim. Farklı gazetecilik yapmaya çalışan biri olarak, bu benim için bir eksikti…
 
Neyse ki bu eksik baki kalmadı ve Richard’ın İzmir’e, Uzay Kampı Türkiye’ye geleceğini öğrendim. Ve hemen, yetkililerle irtibata geçtim. Bizimle, Sevgili Emre Aday ilgilendi. Hem koordinasyonu sağladı hem de tercümanlık görevini üstlendi. Kendisine, bize; gösterdiği ilgi ve sunmuş olduğu yardımdan ötürü teşekkür ediyorum. Neticesinde çok keyifli bir röportaj oldu…
 
Türkiye’ye ilk gelişiniz mi?
 
Evet, ilk gelişim.
 
Gelmeden önce, araştırma yaptınız mı?
 
Google’dan bir araştırma yapmadım. Türkiye’ye geldiğimde, vaktimin bir kısmının İstanbul’da bir kısmının da İzmir’de olacağını biliyordum. Beni Türkiye’ye davet ettiklerinde, bana bir tanıtım paketi gönderdiler. O paketle yetindim. Ekstradan bir araştırma yapmadım.
 
Şunu merak ediyorum: Eğitim programları çerçevesinde, size; sadece Türkiye’den mi teklif geldi yoksa gelen başka teklifler arasından Türkiye’yi mi tercih ettiniz?
 
Amerika dışındaki ülkeler, bu tür konulara çok fazla ilgi göstermiyor. Fazlaca ziyaret teklifleri almıyorum. İzmir’e gelmek benim için çok önemli ve güzel bir fırsattı.
 
-“TÜRK’LER UZAY’A EKSTRA İLGİ GÖSTERİYORLAR”
 
Türkiye’ye henüz geldiniz… Kısa da olsa, Uzay’a meraklı öğrencilerle vakit geçirdiniz. Amerika’daki ve Türkiye’deki öğrencileri değerlendirdiğinizde, ortaya ne çıkıyor? Merak, potansiyel vs…
 
Evet, Türkiye’ye geleli çok kısa bir zaman oldu. Bu soruya cevap verebilmek için çok fazla bilgi toplama fırsatım olmadı. Ayrıca, burada, Uzay Kampında karşılaştığım öğrenciler sadece Türk değil, yurt dışından da öğrenciler var… Amerika’daki öğrencilerle buradaki öğrencileri kıyasladığımda şunları söyleyebilirim… Amerika’da uzay ile ilgili hali hazırda program olduğu için onlar zaten bu işin içindeymiş gibiler. Yani bu durumun içinde doğdukları için, Uzay vs… onlara normal geliyor. Aşinalar… Ama, Amerika dışındaki ülkeler, buna Türkiye’de dahil, Uzay’a daha fazla ilgililer. Meraklılar… Bu söylemlerimi, ülkeniz ile ilgili kompliman olarak alabilirsiniz. Bu çocuklar, Uzay’a ekstra ilgi gösteriyorlar.
 
Astronot olmaya nasıl karar verdiniz? Yani bu, doktor olayım veya mühendis olayım deyip olabildiğiniz bişey değil sanırım…
 
(Gülüyor) Ben Veteriner Doktorum. Orduda da görev yapıyorum. Beni astronot olmaya iten şey, hali hazırdaki Akademik Kariyerimi ilerletme düşüncesi oldu. İnsanlar, bir kariyere sahip olup ve daha sonra fikir değiştirip başka bir alanda çalışmaya yönelebilirler. Ben bu şekilde hareket etmedim. İçinde olduğum alana ilişkin ne şekilde bir çalışma yapabilirim diye düşündüm. Ve Astronot oldum.
 
-“KARARLI VE İNATÇI BİRİYİM”
 
İnsanların sana bakışı nasıl?
 
İnsanlar, yaptığım çalışmaları zor bulup; zaten veterinersin, bunun üzerine bir de Astronotluğu eklersen daha da zor olabilir, dedikçe ben daha da motive oldum. Çalışmaya gelince, kararlı ve inatçı biriyim. Bunları kullanarak, zor olanı başarmaya çalışıyorum.
 
-“UZAY’DA NE İŞİN VAR, DİYORLAR BANA”
 
Karadenizlilik sizde de var desenize… Mesela, Türkiye’de birine, doktora sorarlar; “Nerede doktorluk yapıyorsun?” filan… Sana, “Nerede veterinerlik yapıyorsun?” diye sorduklarında Uzay’da mı, diyorsun?
 
Aslında daha çok şöyle soruyorlar bana: Sen veterinersin, Uzay’da ne işin var? Ben orduda görev yapıyorum. Daha çok, pilotlarla görüşüyorum. Astronot olmak için başvuran pilotlar oluyor. Onlara da nüktedan bir şekilde ben soruyorum: Uzayda hava yok ki, sen neyi nasıl uçuracaksın, sen niye başvuruyorsun? İlk başta, demek istediğimi anlamıyorlar ama düşündükten sonra ne demek istediğimi kavrıyorlar.
 
Ben, mesela, astronot olmak istesem nasıl bir yol izlemem gerekir?
 
(Gülüyor) Sen gençsin daha. Astronot olmak için zamanın var.
 
-“ASTRONOT OLMAK İSTİYORSANIZ, ÇOK ÇALIŞMALISINIZ”
 
Ben de geç kaldığımı düşünüyordum…
 
(Kahkaha) Astronot olmak isteyenler için cevabım klasik olacak ama çalışmak gerekiyor. Matematik, Fizik, Biyoloji ve Kimya biliyor olmak gerekiyor. Çünkü Uzay’a gidildiği zaman; yer çekimsiz ortamda olmak nasıl işliyor, Dünya’nın çekim kuvveti nedir, gibi konuları anlayabilmek için bu Fen Bilimleri konularına çok hâkim olmak gerekiyor. Ve bunlar bir dil. Nasıl şu anda biz bir başka dilde konuşuyorsak, Matematik de bir dil. Matematiği öğrendikten sonra kendinize ekstradan bir özellik katmış oluyorsunuz. Uzay’da işlerin nasıl yürüdüğünü daha iyi kavrayabiliyorsunuz.  
 
-“KORKMAYA ZAMANIMIZ YOK”
 
Uzay’a ilk çıkışından bahseder misin, Richard? Fırlatma rampasından Uzay’a uzanan yolculuktan… Ve bu yolculukta korktun mu? Geri dönemeyebileceğini düşündün mü?
 
O kadar çok eğitim aldık ve uçuş için o kadar çok hazırlık sürecinden geçtik ki herkes ne yapması gerektiğini çok iyi biliyordu. Dolayısıyla oradaki korku, başımıza bişey gelir mi, korkusu değil; fırlatmadan önce yapmamız gereken hazırlıkları ve basmamız gerek düğmelere olması gerektiği gibi yapabilme endişesiydi. Korkudan ziyade tereddüdüm bu yöndeydi. Kaldı ki korkmaya da vaktimiz yoktu. Tek düşündüğüm, yapmam gerekeni layıkıyla yapabilmekti. Ayrıca, şuradan karşıdan karşıya geçerken bir otobüs çarpabilir bize. Bu risk her zaman var, sadece uzaya giderken değil… Bir tercih yapmanız gerekiyor. Risk almazsanız, kazanç da elde edemezsiniz. Başıma bişey gelir endişesiyle oturduğunuz yerde oturursanız ilerleyemezsiniz. Dolayısıyla, önceden hesaplanabilir riskleri alıp, o riskler ışığında adım atmanız gerekiyor. Fırlatma rampasında hissettiklerim bunlardı. Fırlatma rampasından Uzay’a gidilinceye kadar süre içerisinde bunları düşündüm. Uzay’a gidince bir rahatlama vardı. Çünkü yanlış düğmeye basmadığımızı anladık.
 
Amerika’ya dönünce, Türkiye ile Amerika’yı kıyaslayacaksın. Peki, Uzay’a çıktığında ve döndüğünde, Dünya ile Uzay’ı karşılaştırdın mı?
 
Harika bir soru. Sorunun cevabına gelmeden önce, İzmir’i çok sevdiğimi söylemek istiyorum. Amerika’daki birçok eyaletten daha güzel olduğunu söyleyebilirim. Güzel bir şehriniz var. Soruna dönecek olursam, istediğiniz zaman Uzay ile ilgili görüntüleri izleyebiliyorsunuz. Ama şunu belirtmeliyim ki; Uzay’a çıktıktan sonra benim algım değişti. Şimdi, siz İzmir’de yaşıyorsunuz, ben Amerika’da yaşıyorum. Bakıldığı zaman çok uzak mesafelermiş gibi geliyor ama Uzay’a çıkıldığı zaman Dünya’yı bir bütün olarak görüyorsunuz. Aslında, hepimiz aynı eko sistemi paylaşıyoruz, aynı havayı soluyoruz, aynı sudan içiyoruz, her şeyimiz aynı… Tek bişeyiz. Hepimiz biriz. Aradaki uzaklıklar hiç bişey ifade etmiyor. Ne kadar bir arada olduğumuzun farkına varıyorum. Benim bakış açımı bunlar geliştirdi. Dünya’da günlük olaylarla meşgul oluyoruz ama Uzay’a çıkıldığı zaman büyük ölçekle baktığınız o sorunların ne kadar küçük olduğunun farkına varıyorsunuz.
 
Uzay’da yaşadığın enteresan bir olay, bir anı var mı Richard?
 
Hubble Uzay Teleskopunun iyileştirme çalışmalarında yer aldım. Evren ile ilgili daha iyi araştırma yapabilmek için kullanılan bir teleskop. Uzay’daki bir teleskop… Bununla ilgili yaptığım çalışmalar benim için çok önemli. Birçok araştırma için bu teleskop kullanılıyor. Evren’e dair daha fazla bilgi toplamak için önemli bir teleskop. Ben Astrofizikçi değilim ancak insanların daha fazla bilgiye sahip olması için yer aldığım bu çalışma beni mutlu etti.
 
-“UZAY’DA SORUN ÇIKINCA OKUDUĞUM KİTAPTAKİ O CÜMLE AKLIMA GELİYOR: PANİK YAPMA”
 
Aslında şunu soruyorum, beklemediğin bir sorun yaşadın mı? Beklemediğin bir sorun çıktı ve o an çözüm üretmelisin…
 
(Gülüyor) Hemen hemen her gün böyle şeyler oluyor…
 
Anlatır mısın birini?
 
"Bir Otostopçunun Galaksi Rehberi" diye bir kitap var. O kitabı çok seviyorum. O kitabın hemen başında; “Panik yapmayın” der. Uzay’da beklenmedik sorunlarla karşılaşmak, aslında, son derece beklenilen bişey. (Bu arada Richard, bana bir hediye veriyor. Uçuş tulumunda, sağ kolunun üzerinde kullandığı ‘Patch’’ti bana hediye ediyor. Zaten zevkle yaptığım bir röportajdı, bu nazikliği, röportajı daha da severek yapmama vesile oldu. Teşekkürler hediye için Richard.) 3 Tane alternatif var. Plan A, Plan B, Plan C… Plan A; hiçbir zaman düzgün işlemez. Plan B; bazen işliyor. O da olmazsa, Plan C’yi işleme sokuyoruz. Böyle bir işleyiş var. Buradaki eğitim çok önemli. Biz, işler iyi yürümediğinde, ikinci en iyi çözüm nasıl olur ve bu çözümü nasıl üretmeliyiz, onu geliştirmek için eğitim alıyoruz. O kadar çok karşılaşıyoruz ki sorunlarla… Mesela, Huuble Uzay Teleskopu ile ilgili çalışma yaparken problem çıkmıştı. Bilimsel deneyleri yapmak için geliştirilen ekipmanda problem çıkmıştı. Ona çözüm ürettik. Hemen aklıma, az önce sana söylediğim cümle aklıma geliyor; panik yapma… Önemli olan o.
 
-“C PLANI ÇALIŞSA İYİ OLUR…”
 
A, B, C, Planlarından bahsettin. Dünya’da bir de D Planı var, o da: Kaçmak.
 
(Kahkaha) Harika… Evet, kaçmak, doğru… Plan A hiçbir zaman çalışmaz. Plan B bazen çalışır. Plan C, çalışsa iyi olur.
 
-“HAYATIM GÖZLERİMİN ÖNÜNDEN FİLM ŞERİDİ GİBİ GEÇTİ”
 
Türkiye’de bir deyim var: Hayatı, gözlerinin önünden film şeridi gibi geçmek. Uzay’da böyle bir an yaşadın mı?
 
Birçok defa yaşadım. Uzay kıyafetini giydiğimde yaşadım.
 
-“UZAY’DA GÜLÜYORUZ, ŞAKALAŞIYORUZ”
 
Uzay’a, 7 kişilik bir ekiple çıkıyorsun. Çıkarken, ne tarz konuşmalar geçiyor diğer 6 kişi ile aranda?
 
Fırlatma rampasındayken, muhabbet ortamı olmuyor. Herkes, birbirine ne söylemesi gerekiyorsa, şu düğmeye basılacak gibi, görevle alakalı şeyleri söylüyor. Uzay’a gittikten sonra, şimdi yaptığımız gibi konuşuyoruz. Sohbet ediyoruz. Gülüyoruz, şakalaşıyoruz… Öyle bir ortam oluyor. Ama yapmamız gereken şeylerden de ödün vermiyoruz. Yer Çekimi diye bir film var, seyretmeni tavsiye ederim. Orada, Astronot bir şey tamir ediyor ve tamir ederken müzik dinletiyorlar ona… Ama o tamir ettiği şeyi yapamıyor. İş ciddileşiyor. Astronot, daha sonra, müziği kapatır mısınız odaklanmam gerekiyor, diyor…
 
-"UZAYLIYA İNANIYORUM"

Uzaylıya inanıyor musun? Var mı? Bilelim de, ona göre yani…

 
(Gülüyor) Ufo görmedim. Ama Ufo’ların varlığına inanıyorum. Dünya’dan başka gezegenlerde de canlıların yaşadığına inanıyorum. Soru şu: Bize gelip, bizi ziyaret ediyorlar mı? Uçsuz bucaksız evrende, bizi ilginç buluyorlar mı ziyaret etmek için…
 
Yavaş yavaş sonlara gelelim. Çok güzel bir sohbet oluyor ama programın yoğun. Uzay’da astronot kıyafetiyle çalışmaktan bahseder misin?
 
Şöyle anlatabilirim… Bir fanusu düşün ve kafana tak. Ellerine tamir için kullanabileceğin eldiven düşün ama bütün hissiyatı düşüren bir eldiven… Kalın eldivenlerden… Arabanın motorunu, gece karanlığında tamir etmeye çalıştığını düşün… Astronot kıyafetiyle çalışmak, öyle zor bişey…
 
Son soru geldi. Futbolu seviyor musun? Hangi takımı tutuyorsun?
 
(İki tercüman da Fenerbahçeli olunca; baskıyla, Astronotu Fenerbahçeli yapıyorlar. Ben Trabzonsporlu yaparım umuduyla hangi takımlı olduğunu sormuştum. Dil bilmeyince bir de deplasmanda olunca, gitti bir taraftar) Fenerbahçeliyim.

 

Diğer Yazılar

Tüm Yazılar...